William Faulkner
İtibarlı fakat fakir düşmüş bir ailenin oğlu olan William Cuthbert Faulkner, New Albany, Mississippi'de 25 Eylül 1897 yılında dünyaya geldi. Tembelliğiyle tanınan Faulkner, 17 yaşındayken öğrenimini yarıda bıraktı ve büyükbabasının bankasında çalışmaya başladı. O yıllarda bir yandan acı dolu, melankolik şiirler yazıyor bir yandan da çocukluk yıllarından kalma alışkanlıkla resim sanatıyla ilgileniyordu. Birinci Dünya Savaşı'na gönüllü olarak katılmış olmakla birlikte 1,67 metrelik boyu kısa bulunduğu için orduya alınmadı. Ancak bu karar onun askerlik tutkusunu daha da körükledi ve takvimler 1918 yılını gösterdiğinde William Faulkner, hava kuvvetlerinin bir eri olmuştu. Toronto'da, Royal Air Force'da yani dilimizdeki anlamıyla Kraliyet Hava Kuvvetleri'nde uçma aşkı büsbütün alevlendi.

Her ne kadar yaşamının sonuna kadar bir asker olarak kalmaya kararlı olsa da, babasının isteği üzerine Mississippi'deki Oxford Üniversitesi'nde Avrupa Dilleri bölümüne kaydını yaptırdı. Ama bir yıl sonra buradaki eğitimini de yarıda bırakarak edebiyat dünyasına sahne yazarı sıfatıyla adımını attı. İlk oyunu Kuklalar'ı tamamladıktan sonra New York'a giderek bir kitapçı dükkanı açtı. Ancak başladığı diğer uğraşlar gibi bunu da kısa bir süre devam ettirebildi ve eski üniversitesinin postahanesini yönetmek üzere Mississippi'ye döndü. 1924'te okurun dikkatini pek çekmeyen Mermer Faun adlı bir şiir kitabı yayınlandı. Bunu izleyen iki yılda ise Birinci Dünya Savaşı'nda düşmanlarla çarpışan bir hava kuvvetleri pilotunun öyküsünü anlattığı ilk romanı Askerin Ödülü üzerine çalıştı.

32 yaşına geldiği 1929'da gençlik aşkı Estelle Oldham ile dünyaevine giren William Faulkner'in bu evlilikten bir çocuğu oldu. Aynı yıl Sartoris adlı eseriyle kayda değer bir başarı kazandı. Sartoris'in odak noktası, yazarın hayali olarak yarattığı, Mississippi yakınlarındaki Yoknapatawpha Kasaba özelinde bütün ABD'nin güney devletlerinin sorgulanması yapıldı. Faulkner'in Sartoris'ten sonraki hemen hemen bütün yapıtlarında hayali yöreye yer verdiği görünür. Yazar bu romanda daha sonraki yapıtlarında da olduğu gibi çoğu zaman okuru şaşırtan anlatım perspektiflerinden yararlanarak bilinç akımı tekniğini kullandı. Bir figürün bilinç içeriklerinin tümünün; düşsel ve duygusal anlatımlarına bir sonraki romanı Yatağımda Ölürken'de de yer vermiştir.

Kutsal Sığınak adlı romanında güney ülkesi vatandaşının karakterini, olumsuz yaşam tecrübelerini daha da keskinleştirip güçlendiren William Faulkner, iktidar, zorbalık ve rüşvetin kol gezdiği adaletsiz bir dünyada cinayetleri, tecavüz ve sapıklıkları anlattı. Kutsal Sığınak'ın devamı olarak görünen Bir Rahibeye Ağıt adlı eserinde yazarın aradan geçen 20 yıla rağmen tutumundan vazgeçmediği anlaşılmaktadır. Gerek eleştirmenler gerekse okur tarafından oldukça başarılı bulunan romanı Ağustos Işığı, yıkıcı bir toplumsal eleştirinin ürünü olarak değerlendirilir. Tıpkı Absalom, Absalom'da olduğu gibi Ağustos Işığı da William Faulkner', vatanı olan güney ülkelerinde siyahlara karşı uygulanan politikaları eleştirmekte ve ırkçılığa karşı olan tavrını ortaya koymaktadır. Bu romanın dikkat çekici bir diğer özelliği de okuyucuyu yazarın isteği doğrultusunda şekillendiren anlatım tarzıdır. Böylesi bir anlatım tarzının son yapıtlarını ise Yaban Palmiyeleri adlı iki bölümden oluşan romanı ile altı öykünün bir araya geldiği ve bir nevi Faulkner ailesinin tarihi sayılabilecek kitabı Go Down Moses'tır. Elde ettiği başarılara rağmen basından ve toplum önüne çıkmaktan çekinen biri olarak tanınan William Faulkner, 30'lu ve 40'lı yıllarda zaman zaman Hollywood'ta yaşamış, 1932'de memleket özlemi çeksede ekonomik nedenlerle Metro-Golden-Mayer şirketi için senaryo yazarlığı yapmıştır. Çalışma aralarında sık sık kör kütük sarhoş olana kadar içen yazar bir çok kez tedavi görmüşse de alkol bağımlılığından kurtulamamıştır.

20. yüzyılın ortalarına doğru yazdığı Tozun İçine Giren adlı romanında diğer eserlerinden farklı bir konu ele alarak siyahlara yardım eden bir beyazın öyküsünü anlatır. 50'li yıllardaki çalışmalarının merkezinde tohumlarını 1940'da attığı üçlemesi olmuştur. Üçlemenin ilk kitabı Köy'dür. Snopes ailesinin yaşamından yola çıkarak yazdığı geniş kapsamlı olarak güney ülkelerinin öyküsünü ele aldığı Kasaba ile Malikhane üçlemenin diğer iki kitabıdır. Üçlemede, yeni zenginler arasına katılan, başını zorbalığı ve vicdansızlığı ile tanınan Flem Snopes'in çektiği ailenin yükselişi, geleneksel değerleri savunan ve eskiden beri o kasabada yaşayan insanların mücadelesiyle sona erer. Son romanı Yağmacıların yayınlanmasından kısa bir süre sonra atla çıktığı gezinti sırasında kaza geçiren yazar, üç hafta boyunca yatağa bağımlı bir yaşam sürmüştür. William Faulkner, 6 Temmuz 1962'de Oxford'da kalp krizi nedeniyle yaşamını yitirdi.

Eserleri
Roman: Askerin Ödülü (Soldiers Pay, 1926), Sartoris (1929), Döşeğimde Ölürken (As I Lay Dying, 1930), Kutsal Sığınak (Sanctuary, 1931), Ağustos Işığı (Light in Auguste, 1932), Yaban Palmiyeleri (The Wild Palms, 1939), Bir Rahibeye Ağıt (Requiem for a Nun, 1951), Tozun İçine Giren (Intruder in the Dust, 1948), Köy (The Hamlet, 1940), Kasaba (The Town, 1957), Malikhane (The Mansion, 1959), Yağmacılar (The Reivers)
Öykü: Go Down Moses (1942)
Oyun: Kuklalar (The Marionettes, 1920)
Şiir: Mermer Faun (The Marble Faun, 1924)